⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 546
🕐 Son Güncelleme: 19.10.2026 09:19
📌 Öne Çıkan Detaylar
- Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin!
- Tıkla ve ekle ortekiz’in başkenti Lizbon, 1 Kasım 1755 sabahına sıradan bir gün gibi başladı.
- Azizler Günü nedeniyle kiliseler dolmuş, sunaklarda mumlar yakılmıştı.
Kül olan şehri kurtarmak için ‘kafes’ içine aldılar hakkında magazin dünyasında yaşanan en son ayrıntılar ve sıcak gelişmeler netleşti. Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle ortekiz’in başkenti Lizbon, 1 Kasım 1755 sabahına sıradan bir gün gibi başladı.
⭐ Olayın Perde Arkası ve Merak Edilenler
Azizler Günü nedeniyle kiliseler dolmuş, sunaklarda mumlar yakılmıştı. Avrupa’nın en zengin şehirlerinden biri olan Lizbon’da kimse birkaç saat içinde büyük bir felaket yaşanacağını tahmin etmiyordu.
İlginizi çekebilir: Şehrin yoğunluğundan bunaldı: Begüm Kütük’ten doğayla iç içe yaşamı tercih etti
Magazin gündemine bomba gibi düşen bu son dakika gelişmesi, sosyal medyada ve magazin basını çevrelerinde büyük merak uyandırdı. Olayın tüm detayları ve arka planı titizlikle takip ediliyor.
Ayrıca göz atabilirsiniz: Avrupa ülkesi Türklere kapılarını açtı: 1 milyon liranın üzerinde maaş veriyor detayları için tıklayın.
💬 Sosyal Medyada Geniş Yankı Uyandırdı
Saat 09.40 civarında başlayan şiddetli deprem, kenti kısa sürede harabeye çevirdi. Sarsıntı dakikalar boyunca devam ederken çok sayıda bina, kilise ve tarihi yapı yıkıldı.
Dar sokaklarda çöken binalar kaçmaya çalışan insanların üzerine devrildi. Özellikle nehir kıyısındaki ticaret bölgesi, suya doymuş zemin nedeniyle ağır hasar gördü.
Depremi tsunami ve yangınlar izledi Depremin ardından hayatta kalan binlerce kişi, yıkılan binalardan uzaklaşarak Tagus Nehri kıyısındaki açık alanlara sığındı. Ancak yaklaşık 40 dakika sonra gelen tsunami, güvenli olduğunu düşündükleri bu bölgeleri de vurdu.
Nehir sularının yükselmesiyle liman ve çevresindeki alanlar sular altında kaldı. Portekiz’in güneyindeki Algarve kıyılarında da büyük yıkım yaşandı.
Felaket bununla da sınırlı kalmadı. Deprem sırasında kiliselerde ve evlerde devrilen mumların yol açtığı yangınlar, kentin farklı noktalarına yayıldı.
Yaklaşık 5 gün süren yangınlar kraliyet sarayını, önemli arşivleri, kütüphaneleri ve sanat eserlerini yok etti. Portekiz’in denizcilik geçmişine ilişkin çok sayıda kayıt da alevler arasında kayboldu.
Böylece deprem, yalnızca insan hayatını ve kent dokusunu değil, ülkenin tarihsel mirasını da ağır biçimde etkiledi. Felakette hayatını kaybedenlerin kesin sayısı bilinmiyor.
Dönemin kaynaklarında 40 bin ila 60 bin arasında değişen rakamlar yer alsa da günümüzdeki araştırmalar Lizbon’daki can kaybının yaklaşık 12 bin ile 40 bin arasında olabileceğini ortaya koyuyor. Kayıtların önemli bölümünün yok olması, kesin bir sayıya ulaşılmasını zorlaştırıyor.
Felaket, doğa olaylarına bakışı değiştirdi Lizbon depremi, Avrupa’da doğa olaylarının nasıl açıklanması gerektiğine ilişkin tartışmaları da derinleştirdi. Dönemin yaygın dini anlayışına göre felaketler, insanların günahlarına karşı ilahi bir ceza olarak yorumlanabiliyordu.
Cizvit rahip Gabriel Malagrida da depremi Tanrı’nın yargısı olarak değerlendirdi ve kentin yeniden inşası yerine tövbeye ağırlık verilmesini savundu. Buna karşılık Portekiz yönetiminde etkili olan Sebastião José de Carvalho e Melo, felaketin ardından farklı bir yol izledi.
Daha sonra Pombal Markisi olarak tanınacak olan Carvalho e Melo, depremi yalnızca dini açıdan yorumlamakla yetinmedi. Ülke genelindeki din görevlilerinden sarsıntının süresi, yönü, deniz seviyesindeki değişimler ve binalarda meydana gelen hasarlar hakkında bilgi toplamasını istedi.
Yüzlerce yanıtın bir araya getirilmesiyle depremin etkileri sistematik biçimde incelendi. Bu çalışma, modern sismoloji tarihinin ilk kapsamlı deprem araştırmalarından biri olarak kabul ediliyor.
Lizbon yeniden inşa edilirken yeni yöntemler geliştirildi Depremin ardından kentin yeniden inşası için kapsamlı bir plan hazırlandı. Özellikle Baixa olarak bilinen aşağı şehir bölgesinde dar ve düzensiz sokakların yerine daha geniş, düzenli caddeler oluşturuldu.
Yeni binalarda deprem sırasında yıkılma riskini azaltmak amacıyla ahşap taşıyıcı kafes sistemleri kullanıldı. Pombal kafesi olarak bilinen bu yapı tekniği, ahşap iskeletin taş duvarlarla birlikte hareket etmesini sağlayarak binaların sarsıntılara karşı daha dayanıklı olmasını amaçlıyordu.
Gelişmelere ilişkin tüm sıcak açıklamalar, fotoğraf kareleri ve magazin dünyasından son dakika haberleri magazinsitesi.com üzerinden anlık olarak güncellenmektedir.
💬 Sıkça Sorulan Sorular
Kül olan şehri kurtarmak için ‘kafes’ içine aldılar konusunda meydana gelen son dakika magazin gelişmeleri aktarılmaktadır.
Magazin dünyasından tüm en yeni haberler magazinsitesi.com üzerinden canlı olarak aktarılmaktadır.



